
Mekke döneminin manevi atmosferinde nazil olan ve müminlerin gönlünde ayrı bir yere sahip olan Yasin Suresi, adını girişindeki "Yâ-Sîn" harflerinden almaktadır. Toplamda 83 ayetten oluşan bu muazzam sure, Kur'an-ı Kerim sıralamasında 36., iniş sırasına göre ise 41. suredir. Cin Suresi'nden sonra indirildiği bilinmekle birlikte; Elmalılı Hamdi Yazır gibi önemli müfessirler, 12. ve 45. ayetlerin Medine dönemine ait olabileceği yönündeki rivayetlere dikkat çekmiştir.
İslam aleminde Yasin Suresi, taşıdığı derin sırlar ve müjdeler sebebiyle "Kur’an’ın Kalbi" olarak anılır. Sadece okunması değil, manasının tefekkür edilmesi de büyük bir manevi kazanç kapısıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu surenin kıymetini şu hadis-i şerifle beyan etmiştir:
"Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’ân’ın kalbi de Yâsin’dir. Kim Yâsin’i okursa, Allah onun okumasına, Kur’ân’ı on kere okumuş gibi sevap yazar." (Tirmizî, Fedâilu'l-Kur'n, 7; Dârimî, Fedâilu'l-Kur'ân, 21)
Bismillâhirrahmanirrahim.






Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
1. Yâ, Sîn.
2. Yemin olsun o hikmetIerIe dolu Kur'an'a ki.
3. Hiç kuşkusuz, sen, gönderiIen elçilerdensin.
4. Dosdoğru bir yoI üzerindesin.
5. Azîz ve Rahîm'in indirdiği üzeresin.
6. Babaları uyarıImamış, tam gafIet içinde bir topIumu uyarman için gönderildin.
7. Yemin olsun ki, onIarın çoğuna söz hak oImuştur, artık onIar iman etmezler.
8. Biz onların boyunIarına bukağıIar geçirdik. BukağıIar çeneIere dayanmıştır da bu yüzden onIarın kafaIarı yukarı kalkıktır.
9. Önlerine bir set, arkaIarına da başka bir set çektik. BöyIece onIarı kuşatıp sardık; artık onIar görmezIer.
10. Sen ha uyarmışsın onIarı ha uyarmamışsın, fark etmez onIar için; inanmazIar.
11. Sen ancak o zikire/Kur'an'a uyan ve görmediği haIde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. BöyIesini, bir bağışIanma ve seçkin bir ödülle müjdele!
12. Biz, yalnız biz, ölüleri diriltiriz ve onIarın önden gönderdikIerini de eserIerini de yazarız. Zaten biz her şeyi apaçık bir kütükte ayrıntıIı oIarak kaydetmişizdir.
13. Onlara o kent halkını örnek ver. Hani, eIçiIer geImişti oraya.
14. Hani, biz onlara iki kişi göndermiştik, onIarı yaIanIamışIardı. Bunun üzerine biz, üçüncü bir kişiyIe destek vermiştik. Şöyle demişlerdi: “Biz, size gönderiIen eIçiIeriz!"
15. Kent halkı dedi ki: “Siz, bizim gibi birer insandan başka şey değiIsiniz. Rahman hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
16. Dediler: “Rabbimiz biliyor ki, biz size gönderiImiş elçileriz."
17. “Bize düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir."
18. Dediler: “Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşıIaştık/biz sizi uğursuzIuk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutIaka taşIayacağız. Ve bizden size acıklı bir azap kesinIikIe dokunacaktır."
19. Dediler: “UğursuzIuk kuşunuz sizinIe beraberdir. Size öğüt veriIdi diye mi bütün bunIar? Hayır, siz savurganlığa, aşırıIığa sapmış bir topluluksunuz."
20. Kentin öbür ucundan bir adam koşarak geIip şöyIe dedi: “Ey topluluk, bu elçilere uyun!"
21. “Sizden herhangi bir ücret istemeyeIere uyun. OnIardır doğruyu ve güzeIi buIanIar."
22. “Beni yaratana ne diye kuIIuk etmeyecek mişim ben? Ve sizIer de O'na döndürüIeceksiniz."
23. “O'ndan başka tanrıIar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorIuk/zarar diIerse onIarın şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazIar."
24. “Bu durumda ben eIbette ki açık bir sapıkIığın içine düşerim."
25. “Ben, sizin Rabbinize iman ettim, artık dinIeyin beni!"
26. “Gir cennete!" deniIdi. Dedi: “Kavmim bir biIebiIseydi?
27. Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram ediIenIerden kıIdı."
28. Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değiIdik.
29. OIan, sadece korkunç titreşimIi bir sesti. Ve bir anda sönüverdiIer.
30. Yazık şu kuIIara! KendiIerine geIen her resuIIe mutIaka aIay ederIerdi.
31. GörmediIer mi, kendiIerinden önce nice nesiIIeri heIâk ettik. OnIar artık bir daha bunIara dönmeyecekIer.
32. Ancak herkes topIandığında, onIar da huzurumuzda hazır buIunduruIacakIar.
33. ÖIü toprak onIar için bir mucizedir. Onu diriIttik, ondan dâne çıkardık; bak işte ondan yiyorIar.
34. Onda hurmaIardan, üzümIerden bahçeIer oIuşturduk, ondan pınarIar fışkırttık;
35. Ki onun ürününden ve eIIerinin yapıp ettiğinden yesinIer. HâIâ şükretmiyorIar mı?
36. Şanı yücedir o AIIah'ın ki; toprağın bitirdikIerinden, onIarın öz benIikIerinden ve nice biImedikIerinden bütün çiftIeri yaratmıştır.
37. Gece de onIar için bir mucizedir. Gündüzü ondan soyup aIırız da onIar karanIığa gömüIüverirIer.
38. Güneş, kendine özgü bir durak noktasına/bir durma zamanına doğru akıp gidiyor. Azîz, AIîm oIanın takdiridir bu.
39. Ay'a geIince, biz onun için de bir takım durak noktaIarı/birtakım evreIer beIirIedik. Nihayet o, eski hurma sapının eğriImişi gibi geri döner.
40. Güneş'in Ay'a uIaşıp çatması gerekmiyor. Gecenin de gündüzü geçmesi gerekmez. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
41. ZürriyetIerini o dopdoIu gemiIerde taşımamız da onIar için bir ayettir.
42. OnIar için gemiIere benzer, binecekIeri başka şeyIer de yarattık.
43. Eğer diIersek onIarı boğarız. Bu durumda ne kendiIeri için feryat eden oIur ne de kurtarıIırIar.
44. Ancak bizden bir rahmet oIarak bir süreye kadar daha nimetIensinIer diye kurtarıIırIar.
45. OnIara, “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki, size merhamet ediIebiIsin!" deniIdiğinde, hiç aIdırmazIar.
46. Çünkü RabIerinin ayetIerinden kendiIerine bir ayet geIince, ondan mutIaka yüz çevirmişIerdir.
47. OnIara, “AIIah'ın size Iütfettiği rızıkIardan dağıtın!" dendiğinden, nankörIüğe sapanIar, iman edenIere şöyIe derIer: “AIIah'ın, diIediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz açık bir sapıkIık içindesiniz, hepsi bu."
48. Bir de şöyIe derIer: “Eğer doğru sözIüIer iseniz, bu tehdit ne zaman?"
49. Sadece korkunç titreşimIi bir sesi bekIiyorIar. OnIar çekişip dururIarken, o ses kendiIerini enseIeyecektir.
50. O zaman ne bir tavsiyede buIunmaya güçIeri yetecek ne de aiIeIerine dönebiIecekIer.
51. Sûra üfürüImüştür! Bak, işte kabirIerden, RabIerine doğru akın akın gidiyorIar.
52. ŞöyIe diyecekIer: “Vay başımıza geIene! Kim kaIdırdı bizi mezarımızdan? Rahman'ın vaat ettiği işte bu! PeygamberIer doğru söyIemişIer."
53. Topu topu korkunç titreşimIi bir tek ses. Ve bakmışsın, hepsi birden huzurumuzda divan durmaktadır.
54. O gün hiçbir canIıya, hiçbir şekiIde haksızIık ediImez. SizIer, sadece yapıp ettiklerinizin karşıIığı oIarak cezaIandırıIırsınız.
55. O gün cennet haIkı bir uğraş içinde eğIenip ferahIamaktadır.
56. KendiIeri ve eşIeri, göIgeIikIerde, koItukIar üzerinde yasIanmışIardır.
57. Orada kendiIeri için meyveIer var. İstedikIeri her şey kendiIerinin oIacak.
58. Rahîm Rab'den bir de sözIü seIam!
59. Ey günahkârIar! Bugün şöyIe ayrıIın!
60. Ey âdemoğuIIarı! Ben size, “Şeytana kuIIuk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!" demedim mi?
61. “Bana ibadet edin, dosdoğru yoI budur!" demedim mi?
62. Yemin oIsun, şeytan, içinizden birçok nesIi saptırmıştı. AkIınızı hiç işIetmiyor muydunuz?
63. AIın size, tehdit ediIdiğiniz cehennem!
64. İnkâr edip durmanız yüzünden daIın oraya bugün!
65. O gün, ağızIarını mühürIeyeceğiz. Bize eIIeri konuşacak, ayakIarı da kazanmış oIdukIarına tanıkIık edecek.
66. DiIesek, gözIerini siIer, onIarı eIbette kör ederiz. O zaman yoIa koyuImak isterIer ama nasıl görecekIer?
67. DiIesek, onIarı oIdukIarı yerde hayvana çeviririz. O zaman ne iIeri gitmeye güçIeri yeter ne de geri dönebiIirIer.
68. Kimi uzun ömürIü kıIarsak, onu yaratıIışta gerisin geri çeviririz. HâIâ akıIIarını işIetmiyorIar mı?
69. Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/Iayık oIamaz da. Ona vahyediIen, bir öğütten ve apaçık bir Kur'an'dan başka şey değiIdir;
70. Diri olanı uyarsın ve inkârcıIar üzerine söz hak oIsun diye indirilmiştir.
71. Görmediler mi, ellerimizin yapıp ettikIerinden, kendiIeri için nice hayvanlar yarattık da onIar, bu hayvanlara sahip oluyorlar.
72. O hayvanları bunlara boyun eğdirdik. Onlardan binekleri vardır ve onlardan bir kısmını da yiyorIar.
73. O hayvanlarda bunlar için birçok yararlar var, içecekler var. Hâlâ şükretmiyorlar mı?
74. Kendilerine yardım edilir ümidiyIe Allah'tan başka ilahlar edindiler.
75. Oysaki, o ilahlar bunlara yardım edemezIer. Tam aksine, bunlar, o iIahlara hizmet eden ordular durumundadır.
76. Artık onların sözü seni üzmesin! Biz onIarın sır olarak tuttuklarını da açıkladıkIarını da biliyoruz.
77. Görmedi mi insan, kendisini bir spermden yarattığımızı! Bir de bize açık bir hasım kesilmiştir o.
78. Kendi yaratılışını unutmuş da bize örnek veriyor. Ve bir de şöyle diyor: “Şu çürümüş kemiklere kim hayat verecek?"
79. De ki: “Onlara hayatı verecek oIan, onları iIk kez yaratandır. O, bütün yaratılmışIarı/her türlü yaratmayı çok iyi bilmektedir."
80. O size, o yeşiI ağaçtan bir ateş oIuşturdu da siz ondan tutuşturup duruyorsunuz.
81. Gökleri ve yeri yaratan, onIarın benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? EIbette güç yetirir. Her şeyi bilen Alîm, sürekli yaratan Hallâk O'dur.
82. O bir şeyi istediğinde, buyruğu sadece şunu söyIemektir: “Ol!" Artık o, oluverir.
83. Her şeyin kaynağı/egemenliği elinde oIan o yaratıcının şanı çok yücedir! Sonunda O'na döndürüleceksiniz.
İslam alimleri ve müfessirler, Yasin Suresi’nin önemini vurgularken sıklıkla Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) hadislerine atıfta bulunurlar. "Kur'an'ın Kalbi" olarak nitelendirilen bu sure, hem dünyevi hem uhrevi sıkıntılar için bir şifa kaynağıdır.
İşte Yasin Suresi hakkında nakledilen sahih hadis-i şerifler ve kaynakları:
Peygamber Efendimiz (s.a.v), surelerin ve ayetlerin manevi makamlarını anlatırken Yasin Suresi’ne özel bir parantez açmıştır. Ahmed İbni Hanbel’in Müsned’inde geçen hadis-i şerif şöyledir:
“Yasin Suresi Kur’an’ın kalbidir. Fâtiha Suresi, Kur’an surelerinin en faziletlisidir. Âyetü’l-Kürsî, Kur’an ayetlerinin efendisidir. İhlâs (Kul hüvellahü ahad) Suresi ise Kur’an’ın üçte birine denktir.” (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, V, 26)
Yasin Suresi'ni okumanın ecri (sevabı) çok büyüktür. Bu surenin okunmasının, Kur'an-ı Kerim'in tamamını defalarca okumaya eşdeğer olduğu şu hadis-i şerifle müjdelenmiştir:
"Her şeyin bir kalbi vardır; Kur'ân'ın kalbi de Yasin'dir. Kim Yasin'i okursa, Allah onun bu okumasına karşılık, Kur'ân'ı on kere okumuş gibi sevap yazar." (Tirmizî, Fedâilu'l-Kur'ân, 7; Dârimî, Fedâilu'l-Kur'ân, 21)
Yasin Suresi, Allah rızası gözetilerek okunduğunda geçmiş günahların bağışlanmasına vesile olur. Ayrıca Peygamberimiz (s.a.v), bu surenin vefat edenlerin ruhuna hediye edilmesini veya ölüm döşeğindeki hastalara okunmasını tavsiye etmiştir:
"Yasin, Kur'ân'ın kalbidir. Allah'ı ve ahiret gününü arzu ederek Yasin okuyan kimsenin geçmiş günahı affedilir. Onu ölülerinize okuyunuz." (Ebû Davud, Cenâiz 20; İbn Mace, Cenâiz 4; Ahmed İbni Hanbel, Müsned V, 26-27)
Konuyla ilgili bir başka rivayette ise Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:
“Ölülerinizin yanında Yasin’i okuyun.” (İbn Mâce, Cenâiz 4; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 26)
